Marmara Bölgesini Yıkan ve 20 Bin İnsanın Canına Mal Olan 17 Ağustos Depremi’ni 24. Yılında Anımsıyoruz

17 Ağustos 1999 günü Türkiye, sanayi ve üretim merkezlerinin yerle yeksan oluşuna tanıklık etti. Sabah saat 03:02’de meydana gelen 7,6 şiddetindeki deprem sonucunda 18 bin 400 kişi vefat etti, 50 bine yakın insan ise yaralandı. Sonradan yapılan açıklamalarda ise ölü sayısının en az 20 bin olduğu ifade edildi. 

Türkiye’yi yasa boğan ve etkileri uzun yıllar devam eden bu depremin üstünden 24 sene geçti. Ne yazık ki, bu felaketten öğrenilmesi ve alınması gereken derslerin alınamadığı 6 Şubat 2023 Depremlerinde görüldü. 

Marmara Depremi’nin 24. yılında, kaybettiğimiz tüm canlarımızı saygıyla anarken, o mahşer gününü gelin tekrar hatırlayalım.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu topraklar, tarihin en eski çağlarından bu yana hep şiddetli depremlerin yaşandığı bir coğrafya oldu. 20. yüzyılın son aylarında ise Türkiye, büyük Marmara Depremi ile sarsıldı.

17 Ağustos 1999 sabahı 03:02’de Kocaeli/Gölcük merkezli yaşanan deprem büyük bir yıkıma ve yıllarca dinmeyecek acılara sebep oldu. Depremin şiddeti ilk etapta 7,4 olarak açıklansa da daha sonra şiddetin 7,6 büyüklüğünde olduğu resmi olarak duyuruldu. Bu deprem sonucunda Marmara Bölgesi’nde Türkiye’nin sanayi ve üretim yükünü çeken şehirleri büyük hasar aldı. Deprem Ege Bölgesi’nden İç Anadolu bölgesine kadar çok geniş bir alanda hissedildi.

Türkiye’nin “Sesimi Duyan Var mı” haykırışıyla tanıştığı bu felaketin ardından Türkiye’de günler sürecek bir can pazarı başladı.

On binlerce insanın enkaz altında kaldığı, şehirlerin taş ve moloz yığınına dönüştüğü bir süreçte tüm dünyanın gözü Türkiye’ye çevrildi. 16 milyon insanın depremden çeşitli ölçülerde etkilendiği rapor edildi. Bolu, Bursa, Eskişehir, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Zonguldak ve Yalova’da can kayıpları yaşandı. En büyük can kayıpları ise depremin merkez üssü Kocaeli’nde oldu. Resmi verilere göre 9 bin 500 insan bu şehirde hayatını kaybetti. Sakarya’da 4 bin, Yalova’da ise 2 bin 500 kişi yaşamını yitirdi.

Günler süren kurtarma çalışmaları sonucunda en az 18 bin kişinin öldüğü, 49 bin kişinin yaralandığı tespit edildi. 505 kişi ise sakat kaldı.

120 bine yakın konut ve işyeri tamamen yıkıldı ya da kullanılmaz duruma geldi. 17 Ağustos Depremi sırasında Türkiye’de DSP-MHP-ANAP Koalisyonu iktidardaydı. DSP lideri Bülent Ecevit başbakandı. Henüz kurulan ve güçlü bir yönetim sergilemeyen koalisyon depreme hazırlıksız yakalandı. Depremin yaşandığı dakikalarda Başbakan Ecevit’in kurmayları tarafından uyandırılmaması kamuoyunda günlerce tartışıldı ve büyük eleştiri furyalarına yol açtı.

Gölcük depreminin vurduğu coğrafya, Türkiye ekonomisinin de kalbinin attığı yerdi. Çok sayıda fabrika büyük çaplı hasar aldı. Ekonomi bir anda yerle yeksan oldu.

Türkiye, 17 Ağustos depremi sonrası deprem uzmanları ile tanıştı. O günlerde başlayan ‘Büyük İstanbul Depremi Ne Zaman Olacak?’ tartışmaları bugün hala devam ediyor. Depremden korunma yöntemleri ve imar planlarına ilişkin yapılan değerlendirmeler televizyon ekranlarında sürekli olarak yayınlandı. Bazı değerlendirmeler ise depremde yaşanan büyük yıkımın asıl sorumlusunun yolsuzluk yanlış şehirleşme olduğunu, televizyonların bunu gizlemek için ‘çömel, bekle’ gibi saçma yöntemleri gündemde tuttuğunu savundu.

Türkiye’deki deprem o günlerde dünyanın bir numaralı gündemine yerleşti. 52’den fazla ülkeden yardım ekipleri Türkiye’ye gelerek kurtarma çalışmalarına katıldı.

ABD Başkanı Bill Clinton Türkiye’yi ziyaret ederek Kocaeli’nde çadır kenti inceledi. Kucağına aldığı Erkan Bebek tarafından burnu sıkılan Clinton’ın bu fotoğrafı tüm dünyada manşetleri süsledi. Yıllar sonra 23 yaşında bir genç olarak Anadolu ajansına röportaj veren Erkan Bebek; işsiz olduğunu, iş aradığını, kendisine verilen sözlerin tutulmadığını, ailesinin durumunun iyi olmadığını söyledi.

Üçlü koalisyon zaten ekonomik açıdan istikrarsız ve sıkıntılı bir ülke yönetiyordu, depremin indirdiği darbe muhalefetin sesini daha fazla yükseltmesini sağladı. Deprem sürecindeki yolsuzluk iddiaları ülkede uzun süre gündemin merkezine oturdu.

Depremin ardından yapım hatalarından dolayı çöken binaların müteahhitlerine 2100 dava açıldı. Bu davaların 1800’ü kamuoyunda Rahşan Affı olarak bilinen af kanunu kapsamında kapatıldı. Bunun dışında kalan davalar ise zaman aşımına uğradı. Cezaların ve davaların yeteri kadar caydırıcı olmadığı yönünde ciddi bir kanaat oluştu. Bundan dolayı Türkiye’de yeni yapılan binalarda da benzer hata ve usulsüzlerin yaşandığı savunuluyor.

Türkiye, 17 Ağustos 1999 felaketinin daha büyüğünü, 24 sene sonra 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaşadı.

Ne yazık ki 1999 bilançosundan ve yapılan hatalardan gerekli derslerin çıkarılmadığı acı bir şekilde bir kez daha ortaya çıktı. 1999 sonrası kaybedilen ve sakat kalan canların yanı sıra, depremin etkileriyle oluşan psikolojik buhran uzun yıllar geçmedi. Hala 1999 depreminde evini ve ailesini kaybeden insanların, psikolojik açıdan yaşama tutunma mücadelelerini okumaya devam ediyoruz. Depremin maddi yaralarının ise 2001 krizini tetiklediği ifade edilen görüşler arasında.

17 Ağustos 1999 Depremi’nin 24 yılında, depremde vefat eden vatandaşlarımızı saygıyla anarken, yakınlarına da dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

Hiç kuşkusuz bir deprem ülkesi olan Türkiye’nin, bu doğal afete karşı daha güçlü bir direnç gösterebilmesi ve gelecek dönemde yaşanacak kuvvetli depremlerde benzer tabloların oluşmaması için toplumsal bir farkındalığa ulaşılması büyük önem taşıyor. 

İçeriğimizi ‘Deprem öldürmez bina öldürür’ sözüyle tamamlıyor, felaketlerden gerekli derslerin çıkartılmasını ümit ediyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx